gorkem on the road from zgizemk on Vimeo.
Tuesday, September 01, 2009
Thursday, August 27, 2009
Wednesday, August 26, 2009
normandie
.jpg)
Monday, August 24, 2009
Sunday, August 16, 2009
Tuesday, June 09, 2009
Friday, February 20, 2009
lost human beings&the indian strings
Friday, February 06, 2009
Friday, January 23, 2009
Thursday, January 08, 2009
parti pour la vie..
Thursday, December 18, 2008
knitting trips
me, meeting someone new coming by,
so the train rails melt in time.
i might be late sometime,
but i won't go away.
Sunday, December 14, 2008
city limits&dreams
Tuesday, December 09, 2008
Wednesday, November 19, 2008
karsız kars
alabildiğine uzanan duruluğunu ve yeniden kendime dönebilmiş olmayı sevdim orada.
bir de dünyaya şimdiden kırışık yüzlerle bakan tüm o güzel çocukları..
Wednesday, September 03, 2008
my new swedish electronic duo says:
yeah but nights are really long there
and i know that i belong there with you"
Monday, September 01, 2008
Friday, August 01, 2008
Wednesday, June 18, 2008
retro verso
just being good
isn't enough to work things out.
i have castles
i have towers
i have cities
now
to hide behind
and not to think about.
Saturday, June 14, 2008
Monday, May 19, 2008
air bleed
Les distances se rapprochent sous les nuages, laissant place aux contes racontés à travers les images spontanées ou construites, mais qui a toujours comme objet « s’envoler » dans l’imaginaire. Des petits indices de tous les jours indiquent le sens de la vie et forment la mémoire d’où l’air de rien, on récolte les souvenirs et on offre au monde en forme de films et d’illusions pour pouvoir signer ses rêves sous l’atmosphère.
Wednesday, March 19, 2008
the story of share secrets, hide your feelings
ve bugün.
Friday, March 14, 2008
Sunday, February 17, 2008
at the beginning, by the end
and nothing more
scotched to the screen, your books and wall.
all i know best is to disappear
then reappear
on some road
the air i breathe
and clouds i walk
still to you
an escape shot.
i'm being old
we need to talk
Friday, January 25, 2008
Wednesday, January 23, 2008
Monday, January 21, 2008
musicallings
Thursday, December 06, 2007
Monday, October 15, 2007
ian had lost control

little talk/ative
Friday, September 07, 2007
Saturday, August 18, 2007
are people not.likealltherest?
that pick up the still life clothes on the floor.
where the city is in a rest of summer,
rest of colors of cold.
between early mornings and late evenings
think she might have found an other part.
a part more than closer and less than far
thinking, how people escaping the worlds they create
tragic are.
i think i can make it,
once more.
Tuesday, July 10, 2007
clouds & crowds
Friday, June 22, 2007
Thursday, May 17, 2007
composed stories from decomposed lifes

amerikan filmlerinin aksiyon aralıklarını uzun sahnelerden sonra kısa kısa alıp cote d'azur dekorundan yansıtırsak dünyaya ve mavi kırmızı kıyafetlerden birkaç kesimlik kostümler yaratıp incecik vücutların sert kelimelerle karşılık bulan aşklarına giydirirsek eğer.. insanların hep çocuk kalabildiklerine tanık olup bir kez daha sevebiliriz hayatı.. Godard'ın olası yaşantılar düşlerinden kopup ekrana yansıyabilecek en güzel kolajlarından biri.. Pierrot le Fou.
Tuesday, May 15, 2007
dept.
and fall asleep in the plane
with aches in heart but no one to blame,
of human being
Sunday, May 13, 2007
Thursday, May 10, 2007
summer 1990

brüksel'deki grand place, henüz restore edilmekte olan binalarıyla ağustos yağmurunu şemsiyelerle karşılarken, oracıktaki kafelerin birinde beyaz güneş gözlüklerim ve eflatun elbisemle sıcak çikolatamın bıyık yapmasına saatlerce gülüyordum.. tam orada! ve 17 yıl sonrası şimdi, yağmuru hep en sevmediğim gibi yağan bu şehirde, oracıkta durmaktayım yine. dört bir yanını ezberledim, taşlarının her bir tümseğinden atladım ve arka sokaklardaki tüm plakçılarılara ve kendilerini 70'lerde yaşıyor hisseden ikinci el dükkanı sahiplerine bir kez bir "bonjour" diledim.. yaşam şaşırtıcıdır. her şey, kurduğunuz bir sonraki yaşamınızda tekrar sizin değerlendirmenize sunulabilir. es geçilemeyecek kadar içindesiniz, etrafınızdan geçip gidenlerin hikayelerinin ve içinden geçip gittiğiniz şehirlerin..
Tuesday, May 01, 2007
r e a l i z e r e a l l i e s
Tuesday, April 17, 2007
candies, have i those of pink & plenties

Sunday, April 08, 2007
it was the very early 90's, maybe even the very late 80's..
Saturday, March 24, 2007
the recover
and no more longer
still we have time to get older
life is being over
& nights are killing me
temporarily on the cover
Monday, March 19, 2007
iyilik üzerine
Thursday, March 15, 2007
Wednesday, March 14, 2007
the other girl
smiles at you
as you are no perfect at all
and you are just
Tuesday, March 13, 2007
'I'm always thinking about people being away and what draws them back'

Monday, February 26, 2007
dishonesty
Friday, February 09, 2007
Monday, January 29, 2007
Sunday, January 28, 2007
name the soundtracks of your life
Sunday, January 21, 2007
biraz daha az telaşlı yaşamayı tercih ederim, mümkünse.
Friday, January 19, 2007
minimise pain
Tuesday, December 19, 2006

Tuesday, December 12, 2006
12.12

Thursday, December 07, 2006
Tuesday, December 05, 2006
roads

aralığın bu yağmurlu gününde itiraf edeyim: kıvrılarım tüm maddesellikleriyle karşınızda! elimden kaçıp gidiyorlar, engelleyemiyorum. bilir misiniz, bu şehir gibisinde deniz yok, martılarla uyanırım. pazar kilise çanları, cumartesi kızarmış ekmeklerin serenatları ve arkalarda hep aynı şarkı.. belki de, şehirler ne kadar küçük olurlarsa o kadar uzun isimler seçerler kendilerine merak edilmek için. büyüsüne kapılmayın!
Monday, December 04, 2006
mesafelere dolanır düşten mevsimler.
parlayan kar topları hayal eder
toparlamak için kendini
ya da geçişlerine nezaket katar, yapraklarında soldurduğu kuruntuların
şehirlere takılan düşleri.
kırıltı kırıntıları ile eşleşir
devam etmek için ileri.
Thursday, November 30, 2006
loin des villes
Wednesday, November 29, 2006
He wore sun glasses&starry eye suprises
Monday, November 20, 2006
Gent

Sunday, November 05, 2006
Thursday, November 02, 2006
Wednesday, November 01, 2006
kaydetmek.kaybetmek
Monday, October 23, 2006
Friday, October 13, 2006
yutkun unut
HAYIR! beklenmedik bir çarpışla çırpınırlar, bir kaçışım var mıydı diye gerçekten de geç.miş.ten..
tenleri yanar,
geçse de mevsimler,
küçültemezler, büyüttüklerini..
Wednesday, October 11, 2006
Thursday, October 05, 2006
çok şık bir yazı
Wednesday, October 04, 2006
Tuesday, October 03, 2006
first impression

Monday, October 02, 2006
Bruxelles, tout en ailes!
Sunday, October 01, 2006
cache mir!
Wednesday, September 27, 2006
sonradan, şehir
merdivenle çıkılan ikinci katından sabah güneşini tam gözüme alıyorum ve evimizin tahta kokusundan ellerime sinen kuru soğuğu elma kokulu kremlerimle gidermeye bakıyorum. Nedendir bilinmez, nerede değilsek orası iyi gibidir. Yabancılaşmayı kendin yaratırsın, hiç yabancı olmadığın ve asla olamayacağın bir şehrin kaldırımlarında kendini jonglörler etrafında tutarsız bırakırsın. evini eskiciden alınmış pahalı kitaplarla donatır, balkonunda en çok, başka yerde olamamanın üzüntüsünü tadarsın ve onu gidermek için yapılabilecek hiçbirşeyin yolunu bulamazsın. anı ne zaman anlamını kazanır? burada maddeleştirilmiş anılar yüklüyorum belleğime, yeşertiyorum, grileşmesinden korkarak çekeceğim filmlerime renkler arıyorum. Louvain-La-Neuve diye garip mi garip bir yerdeyim, bir sonradan yaratılmış oyuncak şehir... tadı tahtaya benziyor, kokusu soğana, sokakları plastikten, insanları hamurdan canlandırılmış gibi. anlatırım.
Louvainkaravillalphaneuve
D'aller droit devant soi,
Vers tout ce que l'on aime..."
Sunday, September 17, 2006
Tuesday, September 12, 2006
naftalin maline
Wednesday, September 06, 2006
Wednesday, August 23, 2006
taktımankaraya
bir sokak biçimi görsem,
bir bina kıvrımı,
bir yol geçidi,
bir taksi durağı, ufacık bir yağmur lekesi bile girmiş olsa kareye
ankara tanıdık..
fakat artık kırık kaldırımlarını sayamıyorum.
her kırığa ankara diyerek,
ankara'yı kırgın bırakıyorum.
Monday, July 31, 2006
Friday, July 28, 2006
turn&curl
kıvrıl!
ankara düzleştiriyor saçlarımı, tek düzeleştiriyor yaşamı
tuzdan omuzlarım soyulmuyor burada, tenim açık açık, günlerimi koyultuyor
eteklerim uçuşmuyor, ayakkabıların topuklusu yollarına yakışmıyor
yolda yürümek, kumda koşmaktan da zor geliyor.
ankara, sesime uymuyor,
içime sığmıyor.
saçlarım burada kıvrılmıyor..
kıvrıl! kıvrıl! kıvrıl!
olmuyor.
"niyeyse, olmuyor işte!"
Wednesday, July 26, 2006
asada bozosca



sanki durgun gökyüzünde şarap yapar, sarhoş ederdi pırpırlar.


kirpi saklı yollara veda ederken, beyaz tortorun karesinden saklanırdı her bir an.

tenler yere değer bir gölge düşürürken antik şehirde,

masalını anlatırdı buruk dikenlere karışmış taştan tiyatrolar..

ve unutkanlık büyüleri hatırlanırdı güneş batana dek sırtından..
deepnote:
Bozcaada - Asos tatilinin bol lodoslu resimlerinde kuznm ve özge'nin çektikleri de var. ama masalı oluşturmak için sözcükler resimsiz çukurlarında olacakları için, süslemeli zamanı çayda iki şeker eritme süresinde. kuznm love you. özge, herşey için saol..
Saturday, June 24, 2006
sycamores at the masquerade store

Gerçek hayatın devasa hayallerindeki renkleri ayarlayabilme gücü, 12 yaşındayken, Baz Lurhmann'ın Romeo+Juliet'inde çıktı karşıma..
Özellikle, sahildeki tiyatro sahnesindeki renk tonlarına büründürebilmek istediğime karar verdiğim andan beri hayatı, bir empatidir gitmekte devamlı.
araya filmler girdi çokça, ve nadiren yapaylıktan sıyrılırdı filmler taa ki

"dark side of the sun" aniden karşıma çıkınca..
Brad Pitt'in inanılmaz çocuksuluğunu maske ardına gizleyen bu Yugoslavya'da geçen filmde, tertemiz güzellikteki kızın şarkısı çıkmaz aklımdan ve her defasında aynı derecede üzer Brad Pitt'in yunuslarla yüzüp "i want to live" dediği açılışla, güneşte parlayan Bach - Air on a g string'in tınıları..
Friday, June 23, 2006
use&loose
olabilecek dünyaların en iyisinde yaşıyoruz. dürüst olmak gerek.
Saturday, June 10, 2006
Friday, May 26, 2006
"doubt obscures the true vision of the heart"
gerçekleri biliyor ama gerçeklemiyoruz, doğrusu.
Sunday, May 14, 2006
Thursday, May 11, 2006
simpli.city

saatlerin 15 geçelerinden birinde, işte tam bu açıdan bakarım yeryüzüne.. yorgun, ışınlanmak isteğinde ve sade.
Monday, May 08, 2006
instance coincidence

Sirkeci Garı'ndan Cuma günleri Selânik'e kalkan Dostluk/Filia treni, uzaklığını kestiremediğim bir gelecekte bekler beni.
Orient Express'in efsanevi lacivertliğinin izlerine rastlarken gara attığım son bakışlarımda, aklımda tek bir soru ile içime çekerim bistro havasını:
"Filmlerdeki gibi hayatta kalabilir miyim tren giderken, çalılara atladığım ve 1 km boyunca yuvarlandığımda?"
Saturday, May 06, 2006
Sunday, April 23, 2006
daydream, unclean
çünkü bugün dışarısı öyle bir güzeldi ki.. (balkondan izlediğim kadarıyla)
happy in autumn&very sad in return
uzun gündüzlerde vakit kalmaz içtenliğe, insanların birbirlerini süzmesinden..
Monday, April 17, 2006
to wish impossible things
pardon, siz gerçek misiniz¿ demek istiyorum. siz gerçek misiniz¿
Sunday, April 16, 2006
meet me never
aldığım yepyeni giysiler
kestirdiğim saçlarım
içtiğim günlük beyaz şaraplarım
ve "karşılaştığımız" her günü kanatlarıyla kaldıramayacak solgun kelebeklerim ile
yorgun ve bahar cıvıltılarına uzağım.
Friday, March 31, 2006
break apart

içmek hiç bu kadar güzel gelmemişti, hep bir baş dönmesiyle eve gidip sorumsuzca yarını beklemekle geçti günlerim..

daha ne kadar devam edebilirdim acaba böyle..
aramaya üşenerek onu..
ve insanların güzel notları arasında unuttum bazen pek çok şeyi
ama uzun uzun dalıp gittiğim de oldu..

ve güneşin tutuluşunda anladım sonunda, ara değil, ayrılıktı bu..
Sunday, March 19, 2006
the cure doesn't cure
Thursday, March 16, 2006
Wednesday, March 15, 2006
karamela sepeti... bir gün geri gelir mi?
Tuesday, March 14, 2006
pas si flora!
güzeldi.Sunday, March 12, 2006
gitmesini izledim.
ve yokluğunda,
varlığını gizledim.
Monday, February 27, 2006
h a y a l et ofisimizde, f l u l a ş ı r tüm ciddiyet
ve ben güneş tam batarken bir kenara çekildim, faks makinasının önünde durarak jaluzilerden yüzümün çizgi çizgi olduğunu düşledim. biraz depeche mode dinleyeyim istedim, ne de olsa güzel şarkılarını henüz keşfetmiştim. belki arka sokağa uğrar, bir beyaz mocha alırdım, ama o sıralar biraz soğuktu ve üşendim. sadece günün bitmesini bekledim, saatlerime gülümsemeler ekledim.
Wednesday, February 22, 2006
la vie est plus belle quand on l'écrit soi même
Sunday, February 19, 2006
night life
and tears come instead.
music goes on very calm
when the night begins
it beats faster in your palm..
i set alone
setting up words
ending sad words on the phone..
"people never change
and you're grown enough deciding on your own.
is it me
or outside you wish to know¿"
and when the sun just comes up
trust my sympathy for love..
Saturday, February 11, 2006
discrets du jour, chanteurs de l'amour veya Marc Lavoine&Yann Tiersen
karışık saçlı, gülümser tavırlıydı, içindeki asilliği düşündükçe, o yıllardaki çocuk ruhum bile ürpermişti. "tabanca gözleri var" şarkısıyla kendisine karşı olan kırıklığımı kafa baloncuklarımda itiraf ettiğim Marc Lavoine, hayalimdeki hayatıma dair seçtiğim eşlerden biri olarak her zaman ilk sıralarda yer alacaktır..

bir çarşamba günü...
piyano notaları ve harmonika,
sokakta karşılaşan iki kişinin
tebessüm hafifleten sözleri,
biraz krep,
biraz nutella,
camekanlı, yeşili fıstık bir araba
biraraya getirilmiş minik taşlar arasında
ressamların boyalarında..
soğuk rüzgarlı plajda
deri ceket, ufuklara bakışlarıyla dolaşan
narin aksanlılar
ve melodik uçurtmalar..
kırmızı patlağı bir film, yeşil tahta kuruları ile bestelenmiş,
kıtır sesler
ve genizden gülüşler
yann tiersen
bunları ve daha fazlasını ifade eder,
benim gece düşlerime
ve gündüz süzülüşlerime gider...
Tuesday, February 07, 2006
tired . city . me

Friday, January 20, 2006
love will tear us apart

Tek düzelik
acı vermeye başlayınca
ve arzular azalınca
dargınlıklar çoğalıp
duygular yeşermez olunca
yönlerimizi değiştirecek
ve farklı yollara gideceğiz
o zaman aşk,
aşk yine ayıracak bizi.
Neden bu kadar soğuk
yatak odası¿
sense dönmüşsün sırtını
zamanlamam mı yanlış
yoksa artık saygımız mı
kalmamış¿
yaşam boyu koruduğumuz
aramızdaki çekim hala
öyle duruyor ama
aşk,
aşk yine ayıracak bizi
uykunda mı döküyorsun içini¿
kusurlarımı ortaya çıkararak¿
ağzımda bir tat, çaresizlik kaplarken her yeri
bu artık işe yaramayan, öylesine bir şey mi¿
aşk, aşk yine ayıracak bizi
dünyanın en güzel şarkısı ve harika bir neon ışıklı yatak odası ve reklam panosu tepesine kurulu balkon önü evinin olduğu, vazgeçemediğim film ve tabii ki onun tatlı melodisi...
02/06/2003
ve şimdi bütün dünya ellerimde
UçuK pembe bakışların vardı,
Kısık sesli bir şatoydu yaşadığın
pencerede keman çalardın
ve bütün gelincikler kızarırdı
Kapın OKYANUSA açılırdı,
(SEN SUYU SEVMEZDİN)
Merdivenlerinin hepsi yıldızlara çıkardı
tırmanmayı sevmezdin
Yatağını köpekbalıkları korurdu
ve pinokyo dolu balinalar
Yalan söylemene aldırmazdım hiç
en sevdiğim masaldın çünkü.
12/10/2001
Thursday, January 19, 2006
Thursday, January 12, 2006
a story inspired from the original tim burton's caracter
His mind is full of thoughts he can’t even put up into words and thoughts he usually forget about.
Vincent thinks about his loneliness, struggles to mean his life with this emptiness. He tries hard to find a way out, but this pushes him into a fade out.
Suddenly nothing makes more sense then to kill himself. Jumping down from a skyscraper, floating like a white feather… A thought he’ll never forget, a thought he wouldn’t regret. Just when his feet quit the ground, there appears a soft angel around. Saving Vincent, leaving a nice scent to be found.
Waiting the angel, days Vincent wastes. Days seems decades.
Wondering why his angel doesn’t show itself , his worries still deep inside and Vincent remain calm instead.
But nothing works, should he try the killing himself? That would probably turn the angel back. Even though Vincent knows the angel won’t save him again, he decides to end this crushing pain.
While he still thinking, his angel appears within lights explosing. There it is. His beloved angel surely loves him.
They stay together. Vincent thinks, this would last forever.
But this is no dignity and the separation time comes to hurt till eternity.
Life without his angel would have no sense. To say goodbye to life, Vincent goes to the place they once met. Then stares for a last time to the world he was to left behind.
The angel isnt’t there. He can now, to kill himself not dare. Vincent looks at the sky, to the stars he stare. Then beside him, sees standing a girl, eyes looks like a pearl, telling him “Just because you feel it, doesn’t mean it’s there”.
Wednesday, January 11, 2006
when the story begins the end prepares itself within.

bu odada uyuduğum ilk gece, boş duvarlarına bakarak iki sene sonrasında neler asılı olacak diye düşünüp gecemi ve geleceğimi doldurmaya çalışmıştım. tabii hiç bir tahminim olmadı. iki sene sonra buranın oksijeninden zerre parçacıklar almayacaktım belki. gidecektim fransa'ya , doyamadığım hayatımı kaldığım yerden yaşamaya.. fakat öyle olmadı. gel gelelim işin acı kısmına, duvarlarım epey doldu, giysilerim biriktikçe birikti, dolaplarıma sığmaz oldular - yine de "je n'ai plus rien a me mettre" - herneyse, dokuz senedir buradayım..




+copy.jpg)











.jpg)


























